



Et, önce kıyma, daha sonra da didiklenmiş şekilde sebze çorbalarına eklenir; çocuğun yaşı ilerledikçe köfte şeklinde verilir.
Bazı ailelerin bütçesi yeteri kadar et almaya elverişli olmayabilir. Bu gibi durumlarda nohut, fasulye ve mercimek gibi baklagiller ile üzüm pekmezinin iyi bir demir kaynağı olduğu unutulmamalıdır.
Hem dışı demirler üç değerlikli olduklarından gastrointestinal sistemden iyi emilmezler. Emilim yiyeceklerle birlikte alınan C vitamininden zengin gıdalar (taze meyve ve sebzeler) ile arttırılabilir.
Altıncı aydan itibaren sabah kahvaltısına da başlanabilir. Bu dönemde yumurta sarısı verilmeye başlanabilir (haftada iki kez); allerjik olabileceğinden yumurta akına 1 yaşından önce başlanması genellikle tavsiye edilmez.
Dokuzuncu aydan itibaren bebekler artık katı gıdaları çiğneyebilecek kadar dişlere sahip olmuştur. Bu dönem içinde ev yemeklerine başlanabilir. Böylece hem bebek normal yemeklere alışmış olur hem de aile bütçesine yük olmaz.
Bu dönem içinde anne sütü yavaş yavaş azaltılarak kesilebilir. Özel durumlarda (yeteri kadar ek gıda almak koşulu ile) anne sütüne iki yaşına kadar devam edilebilir.
Bir yaşından sonra çocuklar kural olarak aileleri ile birlikte üç öğün yemek yerler. Ayrıca istenirse kuşluk ve ikindi vakitlerinde meyve, yoğurt, simit, galeta gibi yiyecekler verilebilir.
Bu dönemde bazı çocukların inek sütüne aşırı düşkün olduğu gözlenir. Bu bebeklerin günde 750 cc’nin üzerinde inek sütü içmesine izin verilmemelidir.
PREMATÜR BEBEĞİN BESLENMESİ
Düşük doğum tartılı bebeklerin kalori gereksinimleri (110-165 kcal/kg/gün), miadında doğan bebeklere (100-125 kcal/ kg/gün) göre daha fazladır.
Sağlıklı prematür bebekler için öneri-len protein miktarı 3.0-3.5 g/kg/ gün’ dür. 4 g/ kg/gün üzerindeki dozlar asidoz, hiperammonemi, renal solüt yükünün artması, hiperfenilalaninemi, hipertirozinemi ve hipermetioninemi gibi metabolik komplikasyonlara yol açar.
Prematüre bebeklerde poliansatüre esansiyel yağ asidi yetersizliği geliş-memesi için, formül mamaların içine total kalorinin %4.5’i kadar (500mg/100 kcal) linoleik asit ve %0.5’i kadar (55 mg/100kcal) alfa-linolenik asit(ALA) eklenmelidir.
Anne sütü araşidonik (20:4, n-6) ve dokosahekzoenoik asit (22:6, n-3) gibi daha uzun zincirli poliansatüre yağ asitleri bakımından da zengindir.
Prematürler ALA'dan yeteri kadar dokosahekzoenoik (22:6, n-3) ve araşidonik (20:4, n-6) asit sentezleyemezler. Sonuçta büyüme geriliği, görme keskinliğinde, nöral ve kognitif gelişimde bozukluklar gelişebilir ve beyin dokusu küçülebilir.
Prematüre bebeklerin hemoglobin düzeyleri miadında doğanlarınkine oldukça yakın olmasına karşın demir depoları daha düşüktür ve bu nedenle hemoglobin düzey-leri 4-8 hafta içinde 6-9 g/dL'ye kadar düşer.
Bu yüzden 4-8. postnatal haftadan sonra 2-4 mg/kg/gün demir verilmesi gerekir. Daha erken verilen demir serbest oksijen radikallerini ve dolayısıyla da E vitamini ihtiyacını arttırır.
E vitamini eksikliğinin en önemli bulgusu hemolitik anemidir. E vitamini eritrositleri hemolize karşı korur.
E vitamini eksikliğinin retrolental displazi, bronkopulmoner displazi ve intrakarniyal kanamaların sıklığını ve şiddetini azaltığı iddia edilmiş, fakat kanıtlanamamıştır.
E vitamininin fazlalığı nekrotizan enterokolit (oral kullanımda hiperosmolar olması nedeni ile) ve sepsise neden olabileceği ileri sürülmüştür.
Bu nedenle E vitamininin rutin olarak her prematür bebeğe verilmesi doğru değil-dir. Ancak doğum ağırlığı çok düşük olan prematürelere verilmelidir. Anne sütü alan bebeklerde ise yetersizlik belirtileri görülmez.